BTÜ'de basına özel deprem dersi...
Bursa Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi merkez üssü olmak üzere, depremin etkilediği 11 ilde yaptığı çalışmaları Bursa'da basın mensuplarıyla paylaştı.
Üniversitenin yeni Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar'ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda tüm ayrıntılar tek tek anlatıldı.
Buradan çıkarılan dersi yazmadan önce, Rektör Çağlar'ın bu süreçte eğitimi bir nevi hibrit hale getirdiğini belirtmek isterim.
Nisan ayına kadar online eğitim sistemine geçildiğini, fakat bu sistemde de öğrencilerin, öğretim görevlilerine direkt olarak ulaşabildiğini anlattı.
Uzaktan eğitimin zararlarını pandemi döneminde fark etmiş bir nesil olarak, online eğitimi minimilize etme çabasını takdirle karşılasam da yeterli olmayacağını bildirmek zorundayım.
13 buçuk milyon vatandaşı doğrudan etkileyen, 85 milyon vatandaşımızı da dolaylı olarak etkileyen depremin ardından Prof. Dr. Naci Çağlar, öğrencileriyle ilgili de bir açıklama yaptı.
Depremde 1 öğrencilerinin öldüğünü 144 öğrencisinin de evlerinin hasar gördüğünü anlatan Rektör Prof. Dr. Çağlar, kendisi olmasa da deprem bölgesinde akrabaları olan birçok öğrencinin bulunduğunu vurgulamak zorunda hissetti kendini.
Tabi bir de BTÜ'deki öğrencilerin yardım kampanyalarına katıldığını 175 öğrencinin gece-gündüz çalışarak bölgeye destek verdiğini belirtti...
Ayrıca üniversite bünyesindeki arama kurtarma ekiplerinin de bölgedeki çalışmalara katıldığını aktardı...
***
Toplantıda, çok değerli bilim insanlarından çok değerli bilgiler edindik.
Ancak onlar Kahramanmaraş'ı, Malatya'yı, Adıyaman'ı, Hatay'ı ve diğer illeri anlatırken gözlerimizin önüne hep Bursa geldi.
Mesela,
Doc. Dr. Eyüphan Avcı, "Yumuşak zeminlerde sürekli olarak risk var" diyor... İskenderun'da sıvılaşma görülen zeminde sağlam binaların bile zemine çöktüğünü söylüyor, benim gözlerimin önüne koskoca Bursa Ovası geliyor, Demirtaşpaşa geliyor, Özlüce geliyor, dere yatağına yapılan evler geliyor, akarsuyun yolu değiştirilerek üzerine dikilen binalar geliyor... Sıcaksu bölgesinde yapılması planlanan TOKİ'ler geliyor...
Doc. Dr. Avcı, "Yumuşak zeminde depremin şiddeti 5 kat daha fazla etkili oluyor" diyor... Benim gözlerimin önüne Yıldırım'da Ankara asfaltının alt bölgesi geliyor. Panayır Mahallesi, Soğanlı Mahallesi, Alemdar Mahallesi geliyor...
Öğretim Üyesi Dr. Sedef Kocakaplan, "Ayakta kalan binaların büyük bir çoğunluğu yanındaki ayakta kalamayan binanın üzerine devrilmesiyle hasar almış şekilde. Bitişik nizam evlere, dar sokaklara dikkat edilmeli" diyor... Gözlerimde Çarşamba, Altıparmak canlanıyor. 5 metre genişlikteki sokakların yıkılma anları canlanıyor. Ne giriş yapılabilir, ne de çıkış yapılabilir o bölgeye... Muradiye Mahallesi geliyor mesela... Ve daha bir sürü yer...
***
2000 yılı Türkiye'de bir milat kabul ediliyor.
2000'den önce yapılan binalara eski, 2001'den sonra yapılan binalara yeni deniliyor. Fakat, asıl milat yapı denetim sisteminin başlamasıyla kabul edilmesi lazım.
Ancak onu da bölümlere ayırıyoruz.
Yapı denetim kanunu 2001'de çıktı. Bu tarihten sonra 19 ilde pilot uygulama başladı. Bu pilot illerde yapılan yer inşaat denetime tabi tutuldu.
2011 yılında neredeyse her ilde yapı denetim sistemi getirildi. 2018 yılında yönetmelik değiştirildi. 2019 yılında UYDS ile havuz sistemine geçildi.
Benim miladım ise UYDS ile geçilen havuz sistemi mesela... Çünkü bu zamana kadar Yapı Denetim Firmalarını müteahhitler seçiyordu. Bu tarihten sonra havuz kendi kendine atar oldu. Ancak her zaman söylediğim gibi para tatlıdır. Paraya tapan çürük elmalar her zaman olmuştur, olmaya da devam edecektir.
Şimdi tüm bunlara baktığımızda 6 Şubat depreminde şu ana kadar tespit edilen yapı denetimden geçmiş 132 bina yıkılmış.
Tabi bir de yıkılan bu binalarda ne kadar can kaybı olmuş ona bakılması gerekiyor... Körü körüne muhalefet yapmak ve günah keçisi bulmak işin kolay kısmı...
Her şeye rağmen, yani tüm bahanelere rağmen 2020 yılı sonrası yapılmış tüm binaların ayakta sapasağlam durması gerekiyordu. Eğer sapasağlam durmuyorsa, orada tatlı yenmiş bir paradan bahsedebiliriz.
***
Deprem olana kadar, can kaybını önleyebiliriz. Fakat deprem olduktan sonra artık tüm çalışmalar ve organizasyon, can kayıplarını önlemeye ve evsiz kalan vatandaşların ihtiyaçlarını gidermeye yöneliktir.
Bugün konuşacağımız her şey bir dönüşüm olmalıdır.
Mesela ilk önce güçlendirilmesi gereken yerlerden bahsetmeliyiz.
Deprem sonrası hemen kullanılması gereken binalar acil olarak güçlendirilmeli ve yıkılması önemli.
Nedir onlar?
Hastane ve sağlık yapıları, İtfaiye binaları, haberleşme tesisleri, ulaşım istasyonları, enerji nakil hatları, vilayet, kaymakamlık, belediye binaları, müzeler, ilk yardım ve afet planlama istasyonları, okullar, eğitim kurumları, yurtlar, askeri kışlalar, cezaevleri, toksit patlayıcı özelliği olan yapılar.
***
Bursa Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Beyhan Bayhan'ın sunumu gerçekten ders niteliğindeydi.
Aslında Prof. Dr. Bayhan, tüm yerel yöneticilerin gözlerinin içine baka baka bu sunumu yaptığını görmek isterdim. Belki de kendilerine ders çıkartabilirlerdi...
Prof. Dr. Bayhan'ın, "Kahramanmaraş'a gittiğimizde Bursa ile Kahramanmaraş'ın ne kadar birbirine benzediğini gördük aslında. Yani Güneydoğu Toroslar'ın eteğinde kurulmuş bir şehir var. Burada da Uludağ eteğinde ve ovada kurulmuş bir şehir var" sözleri, televizyonu her açtığımızda sanki Bursa'nın geleceğini izliyoruz hissine kapılmakta ne kadar da haklı olduğumuzun kanıtı.
Devam ediyor, Prof. Dr. Bahyan: "Bursa, Kuzey Anadolu Fayı'nın etkisi altında. Bizim en çok tedirgin olduğumuz faylar yaklaşık 70 kilometre ötemizden geçen Marmara Deniz Havzası'ndaki fay. Bursa'nın güneyinden geçen Ulubat Gölü'nün güneyinden geçen fay hattı. Ve yine Gemlik, Mudanya Körfezine uzanan üç kolluk bir fay hattı. Şimdi gördük ki deprem merkez üssünden 200 kilometre uzaklıktaki Hatay'dan, işte 100 kilometre uzaklıktaki Adıyaman'da etkili oldu. O yüzden elbette bu Marmara Deniz Havzası'ndaki fay bizi etkileyecek. Biz bunları biliyoruz."
Evet biliyoruz depremzedelere yardım etmek dışında ne yapıyoruz?
Önce şunları yapmalıyız...
-
Sanayimizin baştan sona elden geçirmemiz lazım. Sadece binaları değil, özellikle elektrik hatlarını, santralleri, elektriği sağlayan depoyu, direkleri...
-
Limanlarımızı mutlaka elden geçirmeliyiz. Bu gidişle bizim tek çıkış yolumuz bu limanlar olacaktır. Nasıl ki, Hatay'da hava limanı gidilemez hale geldi, limanlarda yangın çıktı, hasarlar oluştu... Bursa'nın bunları kaldıracak gücü yok!..
-
Soğutma kulelerinin depreme dayanıklı olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli.
-
Mollaarap'ta yaşanan heyelanı düşünelim... Deprem özellikle heyelanları etkiler, bu nedenle heyelan oluşabilecek bölgelerin tespit edilip acilen boşaltılması gerekiyor.
-
Barajlar çok önemli... Şu anda her ne kadar içinde su kalmamış olsa da bir deprem anında çatlarsa veya patlarsa, vay Bursa'nın haline...
-
Stadyumlar, kapalı pazar yerleri, eski kapalı otoparklar, spor salonları bunların tamamı elden geçirilmeli.
-
Bursa'da çok değerli tarihi binalar var. Deprem bölgesinde onlarca tarih yok oldu. Bizim ilk önce tarihimize sahip çıkmamız gerekiyor.
-
Ve en en en önemlisi de ulaşım... Yollarımız sürekli açık olmalı. Fakat bırakın deprem olmasını bugün, emniyet şeridimizin bile olmadığı yolların dibinde büyük yapılar var. Ana alterleri yıkılan binalar kapatacaktır. Bu nedenle acilen alternatif güzergahlar belirlenmesi gerekir. Ve mümkünse bu alternatif güzergahların hemen dibine apartmanlar dikilmesin...
Benim bugün Bursa Teknik Üniversitesi'nden aldığım dersler bunlar...
Umarım bu dersleri yöneticilerimiz de alacaktır.
(25.02.2023 - Başka Gazete)






Yorum