CENNET’TEN GEÇTİM!

Cennet Kanyonu'nu yorumladım.
Paylaş:

 Bazen kimlik karmaşası yaşadığım doğrudur.

Gazeteciliğin damarlarımdaki hücrelere kadar işlemiş olması nedeniyle, hâlâ tam anlamıyla kurumsal iletişim tarafına geçemediğimi kabul ediyorum.

Ama her zaman dediğim gibi; yazmasaydım delirirdim!

Bugün yine gazeteci kimliğimle birkaç satır karalamak istiyorum.

Çünkü bazı duygular ancak gazeteci refleksiyle kaleme alınabilir.

 

***

 

Geçtiğimiz hafta sonu Yenişehir Belediyesi olarak bir doğa yürüyüşüne daha imza attık. Ancak bu kez yürüyüşümüz dağlarda, bayırlarda değil; suyun içinde, Cennet Kanyonu’ndaydı.

2013 yılında, bugün Yenişehir Belediye Başkanı olan Ercan Özel’in de içerisinde bulunduğu bir grup doğasever tarafından keşfedilen ve rotası belirlenen parkurdaydık.

Yolculuğumuz Günece Mahallesi’nde başladı.

Yaklaşık bir kilometrelik yürüyüşün ardından kanyona giriş yaptık. İlk 500 metre boyunca belki de ayağımız hiç suya değmedi.

Yanımızda şırıl şırıl akan dere, üzerimizi gölgeleyen asırlık ağaçların dalları ve yaz sıcağına meydan okuyan serinlik eşliğinde ilerledik.

Kısa süre sonra kartpostalları aratmayan o meşhur gölete ulaştık.

Buradan geçebilmek için suya girmek şart.

İlk adımda insanın içine işleyen bir soğuk hissediliyor. Ancak birkaç dakika sonra vücut kendini o sıcaklığa alıştırıyor.

Ardından, olmazsa olmaz o an geliyor...

Küçük şelalenin oluştuğu kayaların üzerinden suya atlıyorsunuz.

Akıntıya karşı yüzüp tekrar çıkıyor, bir kez daha atlıyorsunuz.

Sonra bir daha...

Ama parkur devam ediyor.

Çünkü sizi bekleyen daha nice güzellikler var.

İlk andan itibaren bu parkurun kolay olmayacağını anlıyorsunuz.

Yine de ilerliyorsunuz.

Çünkü merak ediyorsunuz.

Karşınıza çıkacak yeni güzelliklerin heyecanı sizi ileriye taşıyor.

İlerledikçe kanyonun her köşesinde farklı bir güzellik keşfediyorsunuz.

Bir noktada kaynak sularından kana kana içiyorsunuz.

Bir başka noktada akıntıya karşı koyamayınca dümdüz kayalara tırmanıyorsunuz.

Sonra yeniden buz gibi suya iniyorsunuz.

İlerliyorsunuz...

Yeni bir gölete ulaşıyorsunuz.

Burada da biraz eğlenmek, suya atlamak istiyorsunuz.

Derinliği gözle seçilemeyen bu doğal havuz, parkurun en etkileyici noktalarından biri.

Ancak macera bununla bitmiyor.

Parkurun en zorlu bölümlerinden biri olan küçük şelaleyi aşmanız gerekiyor.

Şelaleden akan suya karşı ilerlemek gerçekten kolay değil.

Sanki üzerinize büyük bir yük biniyor.

Bir yandan başarma isteği, diğer yandan düşme ihtimali...

Duygular birbirine karışıyor.

Ve sonunda başarıyorsunuz.

Parkurun sonuna ulaşıyorsunuz.

Daha önce böylesine keyifli, eğlenceli, adrenalini yüksek ve macera dolu bir parkur deneyimlememiştim.

O an aklıma, ülkemizin farklı bölgelerinde turizme kazandırılmış benzer doğal alanlar geldi.

Doğru yönlendirme, doğru tesisleşme ve profesyonel rehberlik hizmetleriyle yalnızca Cennet Kanyonu için bile Yenişehir’e binlerce yerli ve yabancı turistin gelebileceğine inanıyorum.

Bu durum sadece turizme değil, bölge ekonomisine ve istihdama da önemli katkılar sağlayacaktır.

Ancak bunun sürdürülebilir şekilde yapılabilmesi gerekiyor.

Böylesine değerli bir doğal alanın profesyonel bir anlayışla yönetilmesi, güvenlikten çevre korumaya kadar her detayın titizlikle planlanması şart.

Türkiye’nin doğaseverler tarafından mutlaka görülmesi gereken doğal güzelliklerinden biri olan Cennet Kanyonu’nun turizme kazandırılması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğine inanıyorum.

Çünkü bazı yerler sadece görülmez...

Yaşanır.

Cennet Kanyonu da onlardan biri.

Benzer Haberler:

Yorum

    Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış.

    YORUM YAZIN

CENNET’TEN GEÇTİM!